Malumunuz Türkiye İş Bankası Türkiye’nin en büyük bankasıdır. Hem en çok müşteri hem de toplam mevduatta, ayrıca ödenmiş sermayede birincidir. Hiç şüphesiz en çok tanınan finans markasıdır. Türkiye İş Bankası tarihsel rolü de göz önüne alınınca sanıyorum ki en sevilen ve/veya güvenilen bankalardan biridir. Bu bağlamda güncel tartışmalar eşiğinde Türkiye İş Bankası’nın bulduğu madeni işlemek istiyorum.
Belki de son iki yılın en önemli ekonomi tartışması finans sektöründeki yabancı payı, faydası – zararı, sebebi – sonucu vs. Bu yazıda tartışmada bir taraf olmayacağımı, siyaset veya ekonomi yazmadığımı belirteyim; pazarlama yazıyorum. Ülkemizde büyük bankalar arasında yabancı ortaklığı bulunmayan ve özel sektöre ait tek banka var: Türkiye İş Bankası. Diğerleri ya yabancı ortaklı, ya yabancıya ait ya da piyasadaki büyük oyuncuların çok gerisindeler. Bakıldığı zaman yabacı ortağı olmayan diğer büyük bankaların devlet bankası olmasını ve olası bir özelleştirme halinde yabancıların da bunlara talip olacağını var sayarsak memlekette elle tutulu tek Türk bankası karşımıza çıkıyor: Türkiye İş Bankası.
Banka Pazar Payı % Son Durum (Kaynak: www.ensonhaber.com)
İş Bankası 15,5
Ziraat Bankası 14,8
Akbank 11,8 % 20’sini Citigroup aldı.
Garanti Bankası 10,4 % 25′ini Amerikalı GE aldı.
Yapı Kredi 10,1 Koç Grubu aldı. Ortakları İtalyan UniCredit
Vakıflar Bankası 7,6
Halk Bankası 7,1
Finansbank 3,7 % 80′ini Yunan NBG aldı.
Oyakbank 2,4 Tamamını Hollandalı ING aldı.
Denizbank 2,4 % 99′unu Belçika-Fransız ortaklığı Dexia aldı.
HSBC 2,1 Eski Demirbank.
Fortis 1,8 Dışbank ‘ın % 89′unu Hollanda-Belçika sermayesi aldı.
TEB 1,8 % 42’sini Fransız BNP Paribas aldı.
Citibank 1,3
Şekerbank 0,8 % 33′ünü Kazak Turan Alem aldı.
Tekstilbank 0,6
Anadolubank 0,4
Alternatifbank 0,2 %50’sinin Yunan Alpha Bank’ devri bekleniyor.
Tepki Büyüyor, Büyüyen Tepki İş Bankası’na Yönelimi Arttıracaktır
Son olarak Oyak Bank’ın satılması, özellikle de Oyak Bank’ın askere ait olduğu algısı veya gerçeği (benim kafam karıştı bu konuda) bankacılık sektörünün yabancıların eline geçmesinden doğan tepkiyi çığ gibi büyüttü. Konu, seçim ve terörün meşgul ettiği gündemde hayli geniş yer buldu. Bu tepkinin kısa veya orta vadede tüketici tercihlerine yansıyacağını ve insanların (en azından belli bir kesimin) banka tercihlerinde etkili olacağını söylemek hayalcilik olmaz. Sanıyorum ki Garanti Bankası, Akbank ve Yapı Kredi Koç da %100 Türk bankası olarak algılanıyordur. Ancak bu algının gerçekle örtüşmüyor olması, algının uzun vadeli korunmasının zor olabileceğini gösteriyor. Gerçi çoğunluk hissesinin holdinglerimize ait olması bu “milli sermaye savaşı”nda bankalara güç katıyor.
Ortaya çıkan tepkinin olası sonuçlarından birinin İş Bank’ın pazar payında önemli bir artış sağlayacağı şeklinde bir çıkarım yapmıştık zaten. Maden de burada; eğer İş Bank pazarlama ekibi tek milli banka olma değerine sırtını yaslayıp artan müşteriyi saymak ve keyif sigaraları yakmak gibi bir eylemsizlikle yetinirse ortaya çıkan rekabet avantajı kısa zamanda ortadan kalkacaktır. İş Bank’ın milli banka olma değerini müşterinin gözünün içine sokmasından bahsetmiyorum. Bunu çıkıp reklamlarda bağırmasından da bahsetmiyorum. Tek değer önerisi olarak “milli olmak” güncel olsa da, günümüz gerçekleriyle tam olarak örtüşmez, tek değer olarak dar bir kesim hariç kimseyi bankanın yeni müşterisi olmaya ikna etmez. Maden bu yeni değerin doğru yöneltmesidir. Aşağıda konuyla ilgili bir çözümleme yapmaya çalışıyorum.
İş Bank Organizasyonu Artan Yükü Taşıyamaz
Her şeyden önce şunu görmekte fayda var; İş Bank hantal bir yapıya sahip. Bu yapısıyla kamu bankası algısı uyandırıyor. Karşılaştığım bazı çalışanları devlet memurlarından görmeye alıştığımız muameleyi hak görüyor müşteriye. Şöyle söyleyeyim: Eğer o muamele mesela Garanti Bankası çalışanı tarafından yapılsa, banka tefe koyar o çalışanını.
Şube tasarımları rakipleriyle karşılaştırıldığında bence yeterli esnekliği ve modernliği karşılamıyor. Farkındayım ki; 5 sene öncesine kadar İş Bank şubelerinin tasarımı herhangi bir kamu bankasından farklı değildi. Son 5 senede bu konuda önemli aşamalar kaydedildi, ancak durmak yersiz, gerçekten en iyi bankanın en iyi şubelere sahip olması gerekir. Bu konuda gidilecek daha yol var İş Bank için.
Internet şubesini kullanmadığım için yorum yapamasam da şunu söyleyebilirim: Okuduğum yorumlar gösteriyor ki; Garanti bu konuda rakip tanımıyor, İş Bank’ın adı bile geçmiyor. Sanırım ki internet şubesini de geliştirmek banka için yerinde olacaktır.
İş Bank’ın Müşteri Profilini Doğru Tespit Etmek Önemli
İş Bank bugün önemli bir maden sahibi ise de bir o kadar da büyük bir tehlikeyle karşı karşıya: Müşteri profili ve müşterilerin İş Bank’ı tercih sebepleri. İş Bank bildiğim kadarıyla taşrada en yaygın şubesi olan özel bankadır. Özellikle çiftçi ile çalışan Ziraat Bankası gibi İş Bank da taşradan öneli derecede pay almaktadır. Diğer özel bankaların ise şehir merkezlerinde kümelendiğini söylemek yanlış olmaz. Yani İş Bank (toplam paydaki ağırlığını bilmesem de) payının bir bölümünü rekabetin görece az olduğu taşradan alıyor.
Bir de KOBİ’lerin veya tüccarın İş Bank’ı tercih ettiği, en azından İş Bank’la da çalıştığı bir gerçek. Bunun sebebini pek çok KOBİ sahibinden direkt olarak dinledim ve emin olun hepsi aynı şeyi söylüyor: “Bu firmayı babam kurmuş, o zaman bir tek İş Bank varmış, biz yıllardır İş Bank ile çalışıyoruz, belli bir hukukumuz var, o nedenle de çalışmaya devam ediyoruz, ama diğer bazı bankalarda da hesabımız var.” Sizi bilmem ama ben burada ciddi bir tehlike görüyorum geleceğe ilişkin: İş Bank firmasını babasından devralmamış KOBİ’lerin ne kadarıyla çalışıyor, bir diğer ifadeyle genç ve bağımsız firmaların ne kadarı İş Bank’ı tercih ediyor. Bunu bilmem mümkün değil, ancak KOBİ piyasası rekabetinin bu kadar yoğun olduğu günümüzde İş Bank’ın görece sessiz kaldığı gerçeği farkında olunmayan tehlikeyi işaret ediyor. Netice itibariyle geçmişe dayalı hukuktan doğan müşteri aidiyetinin de ileriki nesiller için yeterli bir müşteri olma sebebi olmayacağını da söylemek mümkün. Mesela şu sorular onlara önemli yol göstericiler olacaktır:
(1) son 10 yıl içerisinde kurulan şirketlerin ne kadarı İş Bank ile çalışıyor,
(2) İş Bank’ın mevcut KOBİ portföyünün genişleme oranı ile KOBİ piyasası genişleme oranı karşılaştırılınca ne çıkıyor,
(3) İş Bank’ın mevcut KOBİ müşterilerinin ne kadarı büyük şehirlerde, şehir merkezlerinde ve taşrada yerleşik firmalar
(4) bu dağılım Türkiye genel dağılımıyla karşılaştırılınca ne çıkıyor
Bu ve benzeri sorulara verilecek cevaplar ile İş Bank mevcut ürün ve pazarlama stratejilerini gözden geçirecek sonuçlara ulaşacaktır belki de.
İş Bank İnce Bir Çizgi Üstünde
Şu ana kadar yazdıklarımı biraz toparlarsam şu sonuçlara varıyorum:
(1) İş Bank müşterisi genelde geçmişin mirasından geliyor
(2) İş Bank kamu bankası gibi davranıyor
(3) İş Bank kamu bankası olarak algılanacağı pek çok şeye sahip
(4) İş Bank geriye kalan tek milli özel ve büyük banka olarak önemli bir değer taşıyor.
Şimdi bu dört maddeyi birleştirince neden İş Bank’ın ince bir çizgide yürüdüğü ortaya çıkıyor; İş Bank önemli bir avantaj ve dezavantaj arasında. Bu ikisini de nasıl yöneteceği İş Bank’ın geleceğini şekillendirecek en önemli unsurlar gibi gözüküyor şimdilik.
Neler Yapılabilir?
Önce yapısal kısımlardan bahsedeceğim, ancak şunu belirteyim ki ne İş Bank’ta çalışmışlığım ne de çalışan tanıdığım yok. O nedenle de iç işleyişlerini bilmiyor, yalnızca müşteriye yansıyanlardan çıkarsamalarım üzerinden yorumluyorum.
İş Bank daha önce de belirttiğim gibi hantal bir yapıya sahip. Pek çok örneğini biliyoruz ki bir organizasyon büyüdükçe hantallık da artıyor, ancak önüne geçilmesi, hele ki bankacılık gibi en hareketli sektörde çok önemli. Hantal yapıyı şuradan gözlemliyorum; ürün yönetimleri çok zayıf, ne yenilikçi bir ürün ortaya koyuyorlar ne de mevcutları geliştiriyorlar. Sanıyorum ki bürokrasi üst düzeyde. Günümüz genç müşterilerinin kabul edemeyeceği bir standart ve durgunluk içindeler. İş Bank’ın ATM’yi Türk bankacılık sektörüne kazandırmasından sonra ortaya koyduğu hangi yenilikten bahsedebiliriz; ben hatırlamıyorum. O nedenle önce merkez yapı güçlendirilerek bürokrasi azaltılmalı, bölgesel yönetimlerin sorumlulukları arttırılmalıdır. Hem büyük kentlerde, hem kent merkezlerinde hem de taşrada, iddialı bir banka ancak esnek ürün yönetimine sahip olarak ve böylece homojen müşteri gruplarına özel hizmetler geliştirerek başarısını devam ettirilebilir. Bunun için de bölgesel sorumlulukların arttırılması yerinde olacaktır. Özellikle ürün yönetimleri agresif ve hızlı hale getirilmelidir. Mevcut sistemleri iyileştirilerek yeniliklere daha hızlı adapte edilebilir hale getirilmelidir. Gerek bireysel gerek kurumsal müşteriler için yepyeni çözümler ve hizmetler tasarlanmalıdır. Genç müşteriler ancak bu şekilde kazanılabilir.
Yapısal bir diğer konu ise vitrin tasarımı; şubeler, çalışanlar ve internet sitesi. Aslında üçüne de daha önce değindim, yinelemek anlamsız. Şubelerin, büyük bir masraf olsa da, eşi benzeri olmayan bir tasarımla yenilenmesi gerekir, çalışanlarının motivasyonu ve çalışma ortamları ve şartları iyileştirilmelidir. Internet siteleri ise tam olarak ortalama bir kamu kuruluşu sitesi gibi tasarlanmış. Devletin durağan ve hantal yapısını ve tek renkliliği ve devlet ciddiyetini yansıtıyor. Diğer bankaların siteleri ise çok daha hareketli, renkli ve çekici. Bu bağlamda internet sitesinin de yeniden düzenlenmesi gerekir.
Şu ana kadar yazdıklarım aslında tek bir ortak noktadan yola çıkıyor: İş Bank mevcut kamusal algı yaratan yüzünü değiştirmelidir. Zira bu yüze prim veren neslin artık yavaş yavaş piyasadan çekildiğini görmekte fayda var.
Tüm bunların veya bu mantık çerçevesinde ortaya koyulacak farklı stratejilerin uygulanmaması halinde açıkçası uzun vadede İş Bank’ın bu günlerini çok arayacağını düşünüyorum. Ne diyebilirim ki: “ya çağa ayak uydur veya daha iyisi çağa yön ver ya da öl”
Maden Dedik de Şimdilik Tek Taş Çıkartmadık
Mevcut durumları ve sorunları kısaca analiz ettikten sonra artık şu madeni keşfetmekte bir eksiğimiz kalmıyor. İş Bank mevcut tek Türk, büyük ve özel banka olduğunu vurgulamak durumundadır. Ancak denge doğru kurulmalıdır. Zira milli olma kavramı yersiz yoğun işlenirse İş Bank sanki MHP’ninmiş (abartıyorum tabii ki) gibi algılanır.
Benim bu noktada önerim şu reklamlarda işenecek konu şöyle olabilir: “Türkiye Cumhuriyeti’yle birlikte sonsuza kadar, Türkiye’nin olacak İş Bankası.” Slogan yazmakta iyi değilimdir o nedenle içerik olarak kabul edin bunu. Burada iki önemli nokta var (1) Göze sokulan etnik bir aidiyet yok, (2) sahiplik Türkiye’ye doğal olarak da TC vatandaşlarına ve doğal olarak da Türklere ait ki bu da milli banka olduğunu ortaya koyuyor. Ama “Türk bankası” diye bağırmak iyi olmayacaktır.
İş Bank öyle organizasyonlara sponsor olmalıdır ki vatandaş şunu demelidir: “işte bu olaya sadece bir Türk firması destek verirdi.” Bu algıyı yaratacak aktiviteler takip edilmeli ve desteklenmelidir. Ayrıca Türklükle alakalı bazı aktiviteler de düzenlenebilir. Türk kültürünün yaygınlaşması ve korunması için müze açılması, tarihi tiyatro oyunlarının desteklenmesi, edebiyat günleri, kitaplar vs. yığınla kültüre dayalı sosyal sorumluluk çalışmaları yapılabilir.
Bence banka çok kritik bir sektör seçerek onu desteklemelidir. Mesela bilişim olabilir veya konut sektörü, belki de otomotiv. Tarım da çok iyi olurdu ama orada Ziraat Bankası ile çarpışmak anlamsız enerji sarfiyatı olabilir. Belki de Ziraat Bankası ile anlaşılıp birlikte bir şeyler düzenlenebilir. Bunların kapsamı eğitim, leasing, en başarılı çiftçiye traktör ödülü gibi olabilir. Bilişimde yazılım veya donanım geliştirmeye destek verilebilir. Otomotivde Türk tasarımı, inşaatta yeni malzeme kullanımları (tabii ki ithal edilmeyecek malzemeler) konularında yarışmalar yapılıp, AR-GE desteği verilebilir. Bunların tamamı için devletten destek sağlanabilir. İş Bank bunları “Türkiye’nin İş Bank’ına yakışan, Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmaktır” çerçevesinde pazarlayabilir.
Yazımı bitirmeden baştan beri vurguladığım iki noktayı yinelemeyi gerekli görüyorum: Bu madenin işlenebilmesi için İş Bank’ın günümüzün gerisinde kalan yapısal sorunlarını çözmesi ve vitrinini düzenlemesi ve madeni milliyetçilik seviyesinde işlememesi gerekir.
Sanıyorum ki böyle bir dönüşüm İş Bank’ı bugünden çok daha büyük ve güçlü hale getirecek, dönüşümün görmezden gelinmesi İş Bank’ı her geçen gün törpüleyecektir.
Saygılar…