Posted by: Bülent Akgül | 7 Ağustos 2007

KOLA, CAPPUCCINO, YARATICI BEYİN VE BİLDİNİZ: ÜLKER

Selim Tuncer’in ilgili yazısını okuyunca, aman dedim bu nasıl bir şey ola ki. Sonra durdum ve düşündüm, doğru sonuca vardığıma da kesin inandım, vardığım sonuç başlığın ta kendisidir. Gerçi bu yazıyı yazmadan önce biraz bekledim, reklamını bir göreyim bakalım ne yapmışlar diye. Baktım ve vardığım sonuç yine başlığın ta kendisi.

Ürünü tatmadım, ayrıca benim beğenim de geneli bağlamaz. Ayrıca ürünün lezzetli olması da başarılı olmasına sağlam bir gerekçe teşkil etmez. O sebeple üründen ayrılalım ve Ülker’le haşır neşir olalım. Ne yapmaya çalışıyorlar sorusuna kesin cevabımı veriyorum: 40 tilki kovalıyorlar, biri denk gelirse parayı cukkalıyorlar. Ben daha akla izana yatkın cevap bulamıyorum.

Tabii ürünü bir de stratejik olarak değerlendirmek gerek. Cola Turca lansman döneminde ciddi bir satış hacmi yakaladı, sonra her şey gibi kola satışları da normalleşti; normalleşme kaçınılmazdır, piyasa normalde dengelenir. Normal olarak da Cola Turka pazarda üçüncülüğe geriledi. Bu aşamada rekabet avantajı sağlayacak, belki pazara yeni bir beğeni katacak, ilgi ve talep uyandıracak bir ürüne kesin ihtiyaç vardı. Bu ürün Cappuccino’lu kola mıdır, sanmam, ama zaman gösterecek.

Kola konusunda da biraz derinleşelim. Sanırım Türk kola tüketicisi orijinal kola tadına en bağımlı tüketici grubundan biridir dünya üzerindeki. Pek çok ülkede ilginç aromalı kolalar hem Coca-Cola hem de Pepsi tarafından piyasaya sürülmüştür. Bu ürünler asla ana ürüne rakip olamamışsa da ciddi sayılabilecek bir ekonomi oluşturmuş, kendi segmentlerini yaratmış ve burada rekabet etmişlerdir. Türkiye’de ise ana ürünün yanına bir tek diyet kola yer edebilmiştir. Özellikle Pepsi tarafından her sene 1 – 2 çeşit çıkartılan farklı tatlar, ciddi bir hacim yaratamamış ve pazardan çekilmiştir. Sırf bu değerlendirme bile cappuccinolu kolanın iş yapmayacağını gösteriyor diye düşünüyorum.

Şimdi bu ürünle hangi grup tüketici kazanılabilir sorusuna cevap arayalım. Öncelikle varsayalım ki ürün genel için acayip lezzetli bulundu. Bu durumda ana üründen düzenli tüketecek bir kitle sağlayabilir mi, sanmam. Ne Coca-Cola’dan ne Pepsi’den ne de Cola Turka’dan ciddi ve sürelikli tüketecek bir müşteri kitlesine alınamaz. Burada da tüketim alışkanlıkları devreye girer. Peki kola içmeyen kitleden müşteri kazanabilir mi, bakın bunu hiç sanmam. Çünkü genel olarak insanlar kolayı iki sebepten içmez (maddi sebepleri göz ardı edelim), birincisi sağlıktır. Şehir efsanesi pek çok beyni esir almıştır: “doktora gittim, bir tepsiye et koydu, üzerine kola döktü, kola köpürdü, köpükler uçtuğunda bir de baktım ki et erimiş, düşün sen midemizin halini” İşte bu şehir efsanesi nedeniyle kola içmeyen pek çok insan vardır. Dini gerekçelerle de içmeyen ciddi bir grup olduğunu biliyorum, gerçi bunların bir kısmı Cola Turka müşterisi oldu. Ana ürünü tüketmeyenlerin sebebini ise kalori cetvelindeki hesap uyuşmazlığına bağlayabiliriz. Peki Cola Turca Cappuccino bu üç ana etmenden herhangi birini ortadan kaldırıyor mu? Hayır. Algısal olarak bu üç bariyeri aşabilecek bir değer önerisi var mı? Hayır.

Demek oluyor ki bu ürün, tutmaz. Bir süreli yüksek satıştan sonra istikrarsız satışlar başlar. Bu istikrarsızlık da ürünün pazardan çekilmesine yol açar.

Bir de marka değerlendirmesi açısından bakarak bitirelim. Ülker Cola Turka olarak çıkılan yolda, doğru bir kararla Cola Turka’nın Ülker’le bağı kesildi. Ancak Ülker’in baskın gücü Cola Turka’dan hiçbir zaman izole edilemedi. Bu da Cola Turka’dan çok Ülker’i olumsuz etkiledi. Belki de bu girişimi Cola Turka’yı bağımsız bir marka olarak zihinlere yerleştirme çabasının taktik adımlarından biri olarak değerlendirebiliriz. Belki de ben çok iyimserim. Belki de markalarını “kolalı içecekler” gibi yeni bir alana taşımak ve böylece Coca-Cola ve Pepsi rekabetinden kurtulmak istiyorlardır. Belki de bu işlere hiç kafa yormuyorlardır.

Cola Turka Cappuccino’nun yüksek satış beklentisiyle mi, yoksa marka yönetiminin bir parçası olarak mı piyasaya sürdüler, bunu zaman gösterecek. Göstergesi de şu olacak: Eğer farklı tatlarla aromalandırılmış pek çok çeşit kola ürünü piyasaya sürerlerse amacın yeni bir pazar oluşturmak ve Cola Turka’yı buraya transfer etmek olduğunu söyleyebileceğiz.

Saygılar…

Responses

Selim beyin bloğunda da katılmadığımı ve ürünün tutma ihtimalinin düşük olduğunu yazmıştım. Farklılaşma ve odaklanma ne kadar iyi bir düşünce ve strateji olursa olsun, önemli olan uzun dönemde satışlardır. Satış yoksa dünyanın en yaratıcı reklamları ve en farklı olayları ile müşterinin karşısına çıksan ne fayda!

Cappucino konusunda da tamamen aynı fikri savunurum. Cola Turka zaten piyasada 3 marka arasında 3. sırada. Yani sonuncu. Cola Turka içmeğe eğilimli değil zaten gençler. Diğer katkılarla piyasaya sürülen bütün kola çeşitleri nerdeyse başarısız. Coca Cola kışın ve son baharda (yanılmıyorsam) yaptığı reklamlarla farklı kullanım alanlarına vurgu yapmıştı ki, genelde de bunun sayesinde büyük ambalajları fazla satar, Cappucino’lu kola fazla kullanım alanına da sahip değil. Bir dönerle Cola cappucino içilir mi? İçilmez! (Bir kaç içen çıkar)!…Peki çok fazla susadığında Cappucıno mu, yoksa klasik kola mı içersin? Klassik!
Keyiften Cappucınolu kola mı çekti canın, o zaman da Nescafe’nin güzelim soğuk içkileri vardır. Cappuccıno Cola Turka sıkıştı kaldı kendi sahasında! Bir gol yerse Coca-Cola’dan bir daha da gol atamaz artık!

Bana göre tabii…..

İlk izlenimler açısından katılıyorum sana Rüstem, yazımda da belirttiğim gibi bence de satmaz. Belki tadı gerçekten iyiyse ve bir de Nescafe’nin soğuk içecek grubunun pahalı olması dikkate alınınca bir hacim yakalayabilir.

Ben hala bu girişimin sebebinin bir ürün ile satış hacmi yakalamaktan çok Cola Turka’yı, Coca-Cola ve Pepsi rekabetinden sıyırmak ve yeni bir segment yaratmak olabileceğini düşünüyorum. Ama yine söyleyeceğim ki konu Ülker olunca zaman gösterecek tabii herşeyi.

Saygılar…

Bülentçiğim, yazınla Rüstem’e cevap olarak yazdığın yorumda aynı şeyleri mi söylüyorsun? Çünkü o yorum benimle aynı şeyi söylüyor.

Bu artık bir kola mola değil. Başka bir eğlencelik. Ama daha fazla çeşit ve kola algısının iyice yamultulması lazım.

Ülker’in düşünme biçimiyle ilgili analizlerine ise katılıyorum.

Selim Abi, aslında temel olarak iki ayrı şey söylüyorum. İki seçenek de birbirinin devamı ya da destekçisi değil. Bunun sebebi de Ülker’in ne yaptığının berrak olmaması henüz.

Birincisi Ülker “dur bir de şunu sürelim piyasaya” demiş olabilir. O zaman bu ürün patlar. İkincisi seninle aynı görüşü paylaştığım Cola Turka’nın kendini yeni bir alana kaydırması. Doğru yönetilirse başarılı olma potansiyeli var. Ama Ülker olunca kesin bir şey söylemek zor.

Beni en çok kuşkulandıran konuyu da sana bir soru olarak yöneltmek isterim. Gerçekten Cola Turka’yı kendi yaratacağı ayrı bir segmente çekmek istiyorlarsa, orjinal Cola Turka ve Cola Turka Light’ı piyasadan çekmeleri gerekecek mi veya ana ürünü bu isimlerle yeni segmentleri için yeni bir ürünle değiştirmeleri gerekir mi? Eğer gerekirse Ülker bunu yapar mı?

Saygılar…

Bunun cevabını ben de bilmek isterim…
Cola Turka veya Cola Turka Cappuccino çok da önemli değil, ama olayın mantığı çok önemli…

Hımmm:)

Sanırım Cola Turka’nın, evin büyüğü olarak yine de baş köşede kalması gerekiyor. İşlevsiz bile olsa, tüm aileyi birbirine bağlayan bir değer olduğu için, onu huzurevihe göndermek yakışık almaz.

Çocuklar, amma geyik yapıyoruz ha! Laf aramızda, Ülkerciler okuyup bize gülüyorlardır.

Bize ne yahu Cappuccino tutar mı, tutmaz mı? :)))

Abi sen tutar dersen, hazır boşken pazar biz de girelim diye kurcalıyorum ben, yoksa ne işimiz olur değil mi:)

Haaa! O zaman bizim veletlere bir tattırayım da, küçük çaplı bir kalitatif araştırma sonuçlarıyla bir hükme varalım.

Senin Ülker kadar bol paran yoktur, çok risk alma!

Yoksa var mı?

Benden de ikinize de teklif, gelin Azerbaycan piyasasına. Cappucinosuz falan..Ama, ciddiyim…

Sizin gibi başarılı insanların yanında 6 ay maaşsız da çalışırım:)…(Maaşsız çalışsan bile çalıştırmayız diyorsanız bir şey diyemem:)

Yok Selim Abi, ne gezer Ülker kadar para, küsüratının günlük faizi kadar yoktur bende. Ama parayı boş ver bu işi üç kuruşa hallederiz. Fason üretim, bir firmanın dağıtım ağını ortak kullanma falan şahane olur.

Rüstem, ben biraz arızalıyımdır gelirim bak, sen ne iş yapılır onu söyle. Devletin yatırımcıya teşvikleri falan var mı, hangi sektörlerde. Anlat Rüstem. İşi kurarız sen de geçersin başına muhteşem olur. Bak heves ettim bekliyorum cevabını.

Azerbaycan Azerbaycan duy sesimiziiii:)

Merhaba,

Öncelikle belirteyim ki Ülker’de çalışıyorum, pazarlamadayım, marka yöneticisiyim, ama Gazlı İçecekler departmanında değilim. Ama tabi ki genel Ülker stratejilerinden ve özel olarak da Cola Turka’nın politikasından Ülker’de olmamdan ötürü bihaber değilim.

Gelelim yukarıda yazılanlar ile ilgili (Ülker’in sözcüsü değilim, görüşlerim kişiseldir) düşüncelerime. Birincisi Cola Turka Cappuccino’yu ben beğendim. Ama beğenmeyen yok değil. Tatma fırsatınız olmamış, aslında bana adres verebilirseniz (en azından penetrasyon oranını artırma niyeti ile, şaka şaka sahiden içimden gelerek) sizlere Cola Turka Cappuccino gönderebilirim (ama Bülent Bey bana söz vermeli Turka kelimesini bir daha Turca olarak yazmayacağına ). Evet dediğim gibi ben Cappuccino’yu beğendim. Hele içtikten sonraki o müthiş kahve kokusu hem burnunuzda hem de boğazınızda hissediliyor. Ürünün uzun soluklu olarak pazarda kalacağından (uzun ve derin araştırmalar sonucu piyasaya çıktı, satmasa da tutmasa da kalacak) eminim. Ki, öyle düşünüldüğü gibi Cola Turka’nın pazarda bir boşluk olduğu düşüncesine istinaden bir a Ki, öyle düşünüldüğü gibi Cola Turka’nın pazarda bir boşluk olduğu düşüncesine istinaden bir aksiyonu değildi Cappuccino, zaten insanların da “ah keşke cappuccinolu cola olsaydı, süper olurdu be bro’!” dediği falan da yoktu. Bu ürün Cola Turka’nın imaj ürünü, guerilla ürünü, marka bilinirliğini artırabilmek için bir aracıdır. Cola Turka, lider markaların şımarabilmek ve korkusuzca radikalleşebilmek (bkz: coca cola ilk kez 2006 dünya kupasında logosunun renkleri ile oynayabilme cesareti gösterebildi) gibi özellikleri barındırıyormuş gibi görünmeye çalıştı. Yani bir anlamda “tümden gelim” yaptı. Önce evi diken sonra da eve su-elektrik bağlatan necip Türk milletinin özelliğini kullandı.

Evet riskli, evet herkes yapmaz, evet damdan düşer gibi.. Bunlar da benim düşüncelerim ama pazarlama bir süreçtir, süreç yeni başladı, şimdi başarılı başarısız oldu diyemem, ama Cola Turka kalan zamanda istenen ve doğru düzeyde pazarlama iletişimi - dağıtım kanalı memnuniyeti - penetrasyon artışı sağlayabilme yolunda başarılı olursa “neden olmasın?” diyebiliyorum.

Selamlar.
-Cem üstünoğlu

Cem Bey,

Önelikle hoşgeldiniz, içeriden bir ses olarak bizi bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim. Umarım yorumlarınıza devam eder, özellikle Ülker konusunda bize daha pek çok bilgi aktarırsınız.

Dışarıdan bakan bir iletişimci olarak çoğu kez Ülker’in ne yapmaya çalıştığını anlayamıyorum. Ülker çok başarılı olabilir, buna itirazım yok, ancak çoğu zaman bu başarının rakiplerin dirayetsizliğinden ve Ülker’in dağıtım ağından olduğunu düşünüyorum. (Bkz: Ülker - Eti Kategorisi).

Tekrar edeceğim şu ki: Bu ürün tutmaz, orjinal kolayı tatlandırma girişimi ilk defa olmuyor, çoğu da lezzetliydi, ama teker teker silinip gittiler.

Zaten yazı ve yorumlarda da görmüşsünüzdür; biz de ortada bir marka stratejisi olduğunu düşünüyoruz (en azından ihtimal dahilinde görüyoruz). Sorun şu ki ben Ülker’in Cola Turca (şaka şaka) Turka’yı ne yapmaya çalıştığını göremiyorum. Belirttiğiniz şu ifadeye takıldım: “Bu ürün Kola Turka’nın imaj ürünü, guerilla ürünü, marka bilinirliğini artırabilmek için bir aracıdır.” Açıkçası bu görüşünüze katlamayacağım. Tanınırlık artabilir de, bu ürünün Cola Turka’nın nasıl tanındığına ilişkin ne tip bir faydası olabilir, bunu anlayabilmiş değilim. Ayrıca bu ürün ile ortaya koyulabilecek marka vaadinin, Cola Turka’nın marka vaadiyle nasıl örtüşebileceğini de bilemiyorum.

Yazıda geçen şu ifadeyi yineleyeyim: Eğer Ülker benzer ürün sayısını arttırıp kendisine has bir kategori yaratırsa, bu ürünle olmasa da toplamda çok başarılı olabilir. Yoksa bir Cappuccino ile bir şey olmaz bence.

Bu arada bir mahsuru yoksa söyler misiniz siz hangi markanın/markaların yöneticisisiniz. Mümkün olursa o markalar hakkında da konuşmayı çok isterim.

Saygılar…

Leave a response

Your response:

Categories