Gönderen: Bülent Akgül | 9 Mart 2007

MİMİN ACEMİSİNDEN ELEŞTİRİ DENEMESİ

Şu an itibariyle ilk defa mimlenmiş durumdayım. Selim Tuncer’in pasıyla kendisini ve/veya Diyalog’u eleştirmekle görevlendirildim. İlk mim yazım olması itibariyle işin acemisiyim. Deneme yazısı gibi olsun, mim hadisesine ısınma hareketleri kabilinden.

Selim Tuncer’in şahsına yöneltebilecek bir eleştirim bulunmamakta, zira kendisiyle ilgili yazılarından ve sayfanın köşesine iliştirilmiş küçük siyah-beyaz resmindeki gülen yüzünden fazlası hakkında bilgim yok. Yalnızca şunu söyleyebilirim; gayet iyi bir ev sahibidir. Yorumları es geçmez; kısa veya uzun, en azından teşekkür mahiyetinde bir cevap ile karşılar. Sanırım oluşturduğu külliyata sarf ettiği emeklerine değinmeden geçilmez.

Diyalog, her gün ziyaret ettiğim, önce varsa, ki hemen her gün oluyor, yeni yazıları, sonra da blog camiasına adım atmamdan önce yazılmış yazıları okuduğum, varsa söyleyecek sözüm, iki kelam yorumla katıldığım, heyecan ve keyifle takip ettiğim sayfadır. İçerikten görseline ve üslubuna kadar her şeyiyle beğendiğim Diyalog’u eleştirmek, eleştirilecek bir şey bulabilmem itibariyle hayli zor olacak sanırım.

Önce görsel kısımdan bahsedip kolayı halledeyim de, içerik eleştirisi sonraya kalsın.

(1) Olumsuz eleştirim:

Sayfada RSS’i bulamıyorum. Halbuki şöyle gözümün içine doğru sokuluverseydi. Bunun yanı sıra sayfayı ilk gördüğüm zaman, sayfanın içeriğindeki zenginliği algılayamamıştım. Başlık alanı, içerik zenginliğini yansıtmayacak biçimde mütevazi (tabi bu iyi bir şey de olabilir ben anlamam tasarım işlerinden).

(2) Olumlu eleştirim:

Sayfa ilk açıldığı anda gerek renkli yapısıyla, gerek sade düzeniyle en azından beni içeride tutmaya yetti (olumsuz kısımdaki eleştirimle çelişmediğine eminim). Ana sayfadan pek çok yazıya ulaşabilme imkanı da kullanım kolaylığını arttırıyor.

Sırada içerik eleştirisi var.

(1) Olumlu Eleştirim (Bu başlığa yazacak çok şeyim var, ancak yazının övgü düzmesi haline gelmemesi için kısa kesiyorum):

Pek çok konunun, gayet derinlemesine işlenmesi, konuya bağlantılı yazıların bildirilmesi, sunduğu bilgi düzeyi itibariyle başarılı buluyorum. Ayrıca yorum alanındaki tartışmalar da konulara boyut kazandırması açısından gayet güzel, burada Selim Tuncer’in tartışmayı sonlandırmaya çalışmak yerine çeşitlendirme yaklaşımını takdir ediyorum. Bu tip tartışmaların uzadıkça “benim babam, senin babanı döver” ortamına sürüklenir genelde, Diyalog’da bu duruma çok az rastlanır.

Olumsuz eleştiriye geçeceğim, lakin 25. dakika itibariyle hala düşünüyorum…

(2) Olumsuz Eleştirim:

Olay incelemesi yazılarına daha çok yer verilse daha iyi mi olur sanki. Gerçi Selim Tuncer’in mesleki pozisyonundan dolayı bu çok doğru bir beklenti olmayabilir.

Gerçekten çok uğraştım hakkını verebilmek için; ama olmadı, içime sinmedi, ancak budur benim elimden gelen. Ayrıca acımasız olmaya da gayret ettim ki bu kadar oldu.

Bu da eleştirilerini beklediğim yazarların listesi, lütfen sert olun, lafınızı esirgemeyin; Gaye Ör, Eylülce; Rüstem Memedov, Marketing Defteri ve Zeynep Özata, Blogistan.

Sanırım bu organizasyonda geri pas vermek yasak, bu nedenle gayri resmi bir talep olarak Selim Tuncer’den de eleştirilerini rica ediyorum.

Saygılar…

 

Güncelleme:

Rüstem Memedov’dan sonra, Zeynep Özata da eleştirilerini kaleme almışlar. Her ikisine de çok teşekkür ederim. Bir tek Gaye kaldı eleştirmeyen, ama onu anlıyorum. Gaye WOMM’a gitti, ama henüz dönmedi!


Yanıt

  1. Sevgili Bülent, benim orada “Biraz şike kokusu alıyorum.” dedim, ama bu tarafta da teşekkür borcumu ödemem gerekir. Güzel duyguların ve nazik düşüncelerin için teşekkür ederim. Sevgiler.

  2. [...] Akgül Bey’in şu dediklerine harfiyyen katılıyorum bir [...]

  3. [...] Bülent Akgül [...]

  4. Blogunuzu ziyaret etmek için fazla geç kalmadım değil mi?
    :)

  5. Hayır Arzu hanım, olurmu öyle şey ben de yeni geldim sayılır, hoş geldiniz.


Cevap bırak

Sizin cevabınız:

Kategoriler